CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu, belediye başkanlarını ve çeşitli siyasetçileri ziyaret etti. Tanrıkulu, cezaevinin “iktidarın yarattığı zulmün simgelerinden biri haline geldiğini” söyledi.
Cezaevinin bir yandan duruşma salonlarının bulunduğu, diğer yandan “Avrupa’nın en büyük duruşma salonunun inşa edildiği devasa bir alan” olduğunu ifade eden Tanrıkulu, aynı zamanda burada binlerce tutuklu ve hükümlünün bulunduğunu belirtti.
Tanrıkulu, yalnızca İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmaları kapsamında tutuklananların değil; avukatlar, aktivistler, siyasetçiler ve binlerce adli mahkûmun da Marmara Cezaevi’nde bulunduğunu belirterek, “Hepsi adil yargılanmadıklarını söylüyor” dedi.
Sorunların yalnızca devam eden davalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Tanrıkulu, “iddianamesi bile yazılmayan dosyalar” bulunduğunu söyledi. Tanrıkulu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın 9 ayı aşkın süredir tutuklu olduğunu ve hâlâ iddianamesinin yazılmadığını ifade etti. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in dosyasında da 6-7 şüpheli bulunmasına rağmen iddianamenin bekletildiğini belirten Tanrıkulu, Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa ve Şile için de “Hepsi aynı durumda” dedi.
Tanrıkulu, “Peki ne yapılmaya çalışılıyor?” diyerek, “Önce tutuklayalım, cezaevine atalım; nasıl olsa sonra bir suç buluruz” ifadelerini kullandı. “Türkiye’de sistem değişti” diyen Tanrıkulu, “Artık önce insanlar cezaevine konuluyor, sonra iddialar yazılıyor” değerlendirmesinde bulundu.
İddiaların ispatlanmasına bile gerek görülmediğini savunan Tanrıkulu, “Bir itirafçı bulunur; elverişli olan zaten istenileni söyler” dedi. Tanrıkulu, “İnsanlar suçsuz olduklarını ispatlamaya zorlanıyor ama ispatlasalar bile tahliye olma ya da ceza almama ihtimalleri ortadan kaldırılıyor” ifadelerini kullandı.
Tanrıkulu, açıklamasının sonunda, “Bunların hepsini biliyoruz, hepsini takip ediyoruz, hepsinin farkındayız. Şu da çok iyi bilinsin; bu dönemi unutmayacağız. Hukuk kuralları içinde, adil bir biçimde bu zulmün, bu zalimliğin hesabını soracağız. Hiç kușkunuz olmasın. Umutsuz da olmayın” dedi.