Uçum, Anadolu Ajansı için kaleme aldığı analiz yazısında, DEM’in bazı söylem ve pratiklerinin “münfesih terör örgütü ile Kürtleri özdeşleştiren” bir çizgiye kaydığını öne sürdü. Özellikle Türk bayrağına yönelik saldırılarda DEM’in doğrudan ya da dolaylı rolü olduğu izleniminin “hayati bir sorun” olduğunu belirten Uçum, “Bayrak düşmanlığı devlet düşmanlığıdır” dedi.
Uçum, DEM Parti’nin Türkiye partisi olma iddiasını hayata geçirmek için geçmişe kıyasla daha büyük bir fırsata sahip olduğunu vurguladı. Ancak bu fırsatın heba edilmemesi gerektiğini belirterek, “Aksi halde DEM’in de yenilenmesi kaçınılmaz olarak gündeme gelir” değerlendirmesinde bulundu.
Yazısında “Terörsüz Türkiye” sürecinin geldiği noktaya da değinen Uçum, sürecin devlet inisiyatifi olarak başladığını ve artık devlet politikası haline geldiğini belirtti. Sürecin önemli kilometre taşlarını şu şekilde sıraladı:
1 Ekim 2024: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TBMM açılışında yaptığı konuşma ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin öncü hamleleriyle sürecin başlatılması.
27 Şubat 2025: Abdullah Öcalan’ın çağrısının yayımlanması.
12 Mayıs 2025: Terör örgütünün fesih kararını ilan etmesi.
11 Temmuz 2025: Silah yakma merasiminin gerçekleştirilmesi.
5 Ağustos 2025: TBMM’de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun kurulması.
Uçum, komisyondan çıkacak rapor ve ardından hazırlanacak kanun teklifinin kabul edilmesiyle geçiş sürecinin pratik olarak tamamlanacağını kaydetti.
Uçum, Kürtlerin geleceğinin “bağımsız devlet, siyasi özerklik, yetki devri” gibi hedefler üzerine kurulmasının gerçekçi olmadığını savundu. Bu tür ideolojik yaklaşımların iflas ettiğini ve Kürtlerin istismarı anlamına geldiğini belirtti.
“Türkiye’nin Kürtleri açısından kimlik esaslı bir gelecek sorunu yoktur” diyen Uçum, Kürtlerin Türk milletinin asli kurucu unsuru olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürtlerin de milli devleti olduğunu vurguladı. “Türkiye Yüzyılı, Türk ve Kürt yüzyılıdır” ifadelerini kullandı.
Uçum, Türkiye’de tek millet ve tek milli devlet bulunduğunu belirterek, bunun tarihsel, toplumsal ve hukuki bir gerçeklik olduğunu savundu. Kürtlerin Türk milletinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade eden Uçum, Türk milletinin etnik değil, cumhuriyet vatandaşlığına dayanan bir yapıya sahip olduğunu söyledi.
Yeni anayasada Türk vatandaşlığının etnik kökene bağlı olmaksızın hukuki bağ olarak tanımlanmasının daha vurgulu biçimde yer alabileceğini belirten Uçum, Kürtçenin siyasette, sosyal ve kültürel alanlarda, eğitimde ve öğretimde özgürce kullanılmasının anayasal güvence altına alınabileceğini ifade etti.
Uçum, Suriye, Irak ve İran’daki Kürtlerin geleceğine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Suriye’de Kürtlerin vatandaşlık, yerel yönetim ve dil özgürlüğü alanlarında önemli kazanımlar elde ettiğini; Irak’ta ise Kürt bölgesel yönetiminin merkezle uyumunu güçlendirmesinin geleceği güvence altına alacağını söyledi. İran’da da Kürtlerin ülkenin birliğine sahip çıkarak geleceğini kazanabileceğini ifade etti.
Uçum, Türkiye’nin hem bölgedeki hem de diğer ülkelerdeki Kürtler için “en büyük garantör ve en güçlü destekçi” olduğunu vurgulayarak, “Türkiye, bölge Kürtlerinden asla vazgeçmez” dedi.