Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Türkiye’nin göç politikalarına yönelik sert eleştirilerde bulunarak, plansız ve kontrolsüz göç nedeniyle eğitimden barınmaya, istihdamdan sosyal adalete kadar birçok alanda Türk vatandaşlarının mağdur edildiğini söyledi.
İktidarın göç politikalarını hedef alan Uysal, Türkiye’nin fiilen bir “göç aktarma merkezi” haline getirildiğini savundu. Göçün yönetilmesine yönelik bilinçli bir altyapı kurulduğunu öne süren Uysal, mevcut tablonun tesadüf olmadığını belirtti.
Başkan Uysal, Türkiye’nin göç konusunda bağlayıcı tek hukuki metninin 1951 Cenevre Sözleşmesi olduğunu hatırlatarak, “Bu sözleşme, zulüm gören kişilerin korunmasına yöneliktir. Ancak bugün Türkiye’ye gelenlerin büyük bölümü bu kapsamda değil. Hukuken sınır dışı etme hakkımız olan kişiler var ama bu hak fiilen kullandırılmıyor” dedi.
“Kendi vatandaşımız sistemin dışına itiliyor”
Plansız göçün eğitim politikalarıyla birlikte yürütüldüğünü savunan Uysal, her kasabaya üniversite açılmasının da bu politikanın parçası olduğunu ifade etti. Yanlış planlama nedeniyle gençlerin mesleksiz ve işsiz kaldığını dile getiren Uysal, şu sözlerle duruma tepki gösterdi:
“Bir kişinin lazım olduğu alana on kişilik üniversite açıyorsunuz. O çocuk mezun oluyor ama çalışamaz hale geliyor. Ekonominin dışına itiliyor. Onun boşalttığı alanda ise göçmen kampı kuruluyor. Bu kabul edilebilir bir şey mi?”
“Gelişmiş ülkelerin iş gücü ihtiyacının bedelini biz ödüyoruz”
Gelişmiş sanayi ülkelerinin yaşlanan nüfusları nedeniyle her yıl milyonlarca göçmeni yasal iş gücü olarak kabul ettiğini hatırlatan Uysal, Türkiye’nin bu sistemde bir “bekleme ve ayrıştırma ülkesi” haline getirildiğini savundu.
“Bu insanlar burada barındırılıyor, çalıştırılıyor, sonra daha gelişmiş ülkelere gönderiliyor. Özellikle vasıflı olanlar… Dünyanın ustaları, tornacıları oralara gidiyor. Bizde ise üniversite mezunu gençler işsiz” ifadelerini kullandı.
“Bu ırkçılık değil, vatandaşın hukukudur”
Göç politikalarına yönelik eleştirilerin “ırkçılık” yaftasıyla bastırılmaya çalışıldığını belirten Uysal, meselenin insan hakları değil, vatandaşın hukuku olduğunu vurguladı.
“Senin evinde bir misafir odası var, on kişi misafir alıyorsun. Evin sakinleri aç kalıyor, barınamıyor. Buna itiraz edince hemen yafta yapıştırılıyor. Oysa bu ırk meselesi değil, vatandaşın hakkı meselesidir” dedi.
Uysal, mevcut politikaların devam etmesi halinde Türkiye’nin hem ekonomik hem de sosyal açıdan daha ağır bedeller ödeyeceğini sözlerine ekledi.